






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Yaşam Boyu Hemşirelik Dergisi , Yıl 2024 Sayı 1</title>
    <link>https://llnursing.com/?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2978</link>
    <description>Yaşam Boyu Hemşirelik Dergisi </description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator/>
    <item>
      <title>Araştırmalarda Pilot Çalışma Gerekli mi?</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76255</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76255</guid>
      <author>Makbule TOKUR KESGİN</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erken ve Erişkin Yaşta Evlenen Kadınların Erken Yaşta Evliliğe Yönelik Tutumlarının ve Aile İçi Şiddet Yaşama Sıklıklarının Belirlenmesi</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71205</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71205</guid>
      <author>  Meltem AĞYELRukiye TÜRK DELİBALTA     </author>
      <description>Amaç: Bu çalışma, erken ve erişkin yaşta evlenen kadınların erken yaşta evliliğe ve aile içi şiddete ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı ve karşılaştırmalı olarak yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kars ilinde yaşayan toplam 210 kadın oluşturmuştur. Araştırmada anket formu, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddeti Belirleme Ölçeği ve Kız Çocuk Evliliklerine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Bulgular: Bu çalışmada erişkin yaşta evlenen kadınların kız çocuk evliliklerine yönelik tutum ölçeği puan ortalamasının erken yaşta evlenen kadınların puan ortalamasından düşük olduğu saptanmış ve aralarındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir. Erişkin yaşta evlenen kadınlar ile erken yaşta evlenen kadınların kadına yönelik aile içi şiddet düzeyleri arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (&lt;em&gt;p&lt;0,05&lt;/em&gt;). Sonuç: Sonuç olarak, erken yaşta evlenen kadınların, erişkin yaşta evlenen kadınlara göre kız çocuk evliliklerine yönelik tutumlarının daha olumlu olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, erken yaşta evlenen kadınların erişkin yaşta evlenen kadınlara göre daha fazla aile içi şiddete maruz kaldıkları tespit edilmiştir. Bu nedenle özellikle hemşireler kız çocukları ve ailelerini bilgilendirmeye yönelik eğitim ve uygulamalar düzenlemelidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kolorektal Kanser Tanılı Yetişkinlerde Hastalık Algısının Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisi: Tanımlayıcı Çalışma</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71338</guid>
      <author>Furkan KUŞÖzlem BULANTEKİN DÜZALAN    ,Abdullah DURHAN    </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Özet:&#13;
Amaç: Kolorektal kanser tanılı bireylerde hastalık algısının yaşam kalitesi üzerine etkisini belirlemektir. &#13;
Yöntem: Tanımlayıcı tipte olan çalışmanın evrenini 23.02.2022- 23.02.2023 tarihleri arasında bir eğitim araştırma hastanesi genel cerrahi servisinde tedavi gören 200 birey oluşturmuştur. Veriler Sosyo-demografik form, Kısa Hastalık Algısı Ölçeği ve Yaşam Kalitesi Endeksi Kanser Uyarlaması- III formları kullanılarak toplanmıştır. Analizde SPSS 26 programı, yüzdelik, frekans, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi,  Pearson ve Speraman analizi kullanılmıştır.&#13;
Bulgular:  Kısa Hastalık Algısı Ölçeği puan ortalamasının 41,55±2,54, Total Yaşam Kalitesi Puanının ortalamasının 19,25±2,08 olduğu belirlendi.  Sağlık ve Hareketlilik ve aile boyutunda  Üniversite/Lisansüstü mezunlarının ilkokul, ortaokul ve lise mezunlarına göre istatistiksel anlamlı bulundu (p&lt;0,05). Duygusal Hastalık Algısı boyutu ve Hastalık Algısı Puanında çalışma durumlarına göre anlamlı farklılık bulundu (p&lt;0,05). Gelir durumuna göre Bilişsel Hastalık Algısı boyutu,  Kısa Hastalık Algısı Ölçeği toplam Puanı, Sağlık ve Hareketlilik boyutu, Sosyal ve Ekonomi boyutu, Aile boyutu ve Total Yaşam Kalitesi Puanında anlamlı farklılık bulundu (p&lt;0,05). Yaş ile Sosyal ve Ekonomi alt boyutu ve Total Yaşam Kalitesi Puanı ile arasında negatif yönde ilişkili olduğu belirlendi (p&lt;0,05). &#13;
Sonuç: Hastalık algısının yaşam kalitesini etkilemediği, sosyodemografik özelliklerin yaşam kalitesini etkilediği görüldü. Hemşirelerin bakım verirken yaşam kalitesini etkileyen sosyodemografik faktörleri göz önünde bulundurması önerilir.&#13;
 &#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hemşirelerin Sağlık Okuryazarlık Düzeyi ile Kendi Kendine İlaç Kullanımının Sağlık İnanç Modeline Göre İncelenmesi </title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71489</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71489</guid>
      <author>Betül UÇAREsra KOÇ     ,Bekir ERTUĞRUL     ,Feyza BARDAK     </author>
      <description>&lt;table width="621"&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td width="312"&gt;&#13;
Özet:&#13;
Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin kendi kendine ilaç kullanım durumları ve risk faktörlerini belirlemek aynı zamanda hemşirelerin ilaç kullanmaya yönelik inançlarının sosyo-demografik ve sağlık özellikleriyle sağlık okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.&#13;
Yöntem: Tanımlayıcı-ilişki arayıcı tasarımdaki bu araştırmanın örneklemini 790 hemşire oluşturmuştur. Verilerin analizinde pearson ki-kare, bağımsız gruplarda t testi, lojistik regresyon ve hiyerarşik regresyon testleri kullanılmıştır.&#13;
Bulgular: Hemşirelerin %50.9’u son üç ayda reçetesiz ilaç kullanmaktadır. Hemşirelerin sağlık okuryazarlığı düzeyinin orta seviyede ve ilaç kullanımına ilişkin sağlık inancının ortalamanın üzerinde olduğu saptanmıştır. Model 1’de Öğrenim düzeyinin artması ve kadın cinsiyet ilaç kullanmaya ilişkin sağlık inancının yordayıcısıdır ve sağlık okuryazarlık ölçeğinin alt boyutlarının eklenmesi ile öğrenim düzeyinin artması, sigara ya da alkol kullanımı ilaç kullanmaya ilişkin sağlık inancını negatif yönde etkilerken, bilimsel dayanağı olmayan ilaç kullanım bilgisi, bilgiye erişim, değerlendirme, uygulama olumlu yönde etkilemektedir.&#13;
Sonuç: Hemşirelerin kendi kendine ilaç kullanım oranı yüksektir. Hemşirelerin sağlık okuryazarlığı orta ve ilaç kullanımına ilişkin sağlık inancı yüksek düzeydedir.&#13;
 &#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İtfaiyecilerde Kardiyovasküler Hastalık Riski Bilgi Düzeyi ve Fiziksel Aktivite Düzeyinin Belirlenmesi: Tanımlayıcı Çalışma</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72036</guid>
      <author>Filiz ÖZEL ÇAKIRNuray DEMİRALP    ,Fisun ŞENUZUN AYKAR    </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Amaç: Bu çalışmada itfaiyecilerde kardiyovasküler hastalık bilgi düzeyi ve fiziksel aktivite düzeylerinin arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.&#13;
Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipte gerçekleştirilen bu araştırmanın örneklemini 108 itfaiyeci oluşturmuştur. Veriler Birey Tanıtım Formu, Kardiyovasküler Hastalıklar Risk Faktörleri Bilgi Düzeyi (KARRİF-BD) Ölçeği ve Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu (UAFAA) ile toplanmıştır.&#13;
Bulgular: Araştırmaya katılan itfaiyecilerin yaş ortalaması 33±13, beden kütle indeksi (BKİ) 26,41±3,12’dir. İtfaiyecilerin %54,6’sının fazla kilolu ve %46,3’ünün fiziksel aktivite düzeyinin düşük olduğu bulundu. İtfaiyecilerin %90,7’si kardiyovasküler hastalık risk faktörlerini bilmediğini ifade etmiştir. Katılımcıların KARRİF-BD Ölçeği ortalama puanı 18,5±4,3’tür. Araştırmada fiziksel aktivite düzeyi ile KARRİF-BD Ölçeği ve alt boyutları arasında puanlar açısından anlamlı bir farklılık görülmediği saptanmıştır (p&gt;0,05).&#13;
Sonuç: Araştırma sonucunda, İtfaiyecilerin kardiyovasküler hastalıklara neden olabilecek risk faktörlerini bilmedikleri görülmüştür. İtfaiyecilerin bireysel kardiyovasküler risk faktörlerinin farkında olmaları, itfaiyecilerde kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için çok önemlidir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The effect of web-supported breast cancer education on screening behaviors, health beliefs, knowledge level and early diagnosis behaviors</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72195</guid>
      <author>Aydanur AYDIN</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400;"&gt;Meme kanserine ilişkin sağlık inançları, bilgi düzeyi ve davranışlar dünyada istenilen düzeyde değildir. Bu çalışmanın amacı, web destekli ve akran eğitiminin meme kanseri taramasına ilişkin sağlık inançları, bilgi düzeyleri ve davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu girişimsel ön-son test çalışması, meme kanseri tarama programları hakkında web destekli ve akran öğrenimi alan ve ardından üç aylık bir süre boyunca hatırlatmalar alan yirmi yaş ve üstü Türk kadınlarına odaklandı. Çalışmada broşürler, e-postalar, cep telefonu mesajları ve web sitesi dahil olmak üzere çeşitli hatırlatma yöntemleri kullanıldı. Araştırma, müdahaleleri takiben bir aylık ve üç aylık aralıklarla katılımcıların tarama davranışları, sağlık inançları ve bilgi düzeylerindeki değişiklikleri değerlendirildi. Çalışma, web destekli ve akran öğrenimi ile meme kanseri tarama davranışlarında önemli değişiklikler oluşturduğunu gösterdi. Meme kanseri erken tanı davranışlarında da meme kanseri bilgi düzeyi ve duyarlılık algısında anlamlı bir artış bulundu. Bariyer alt boyutunda anlamlı bir azalma olması da dikkat çekici bir sonuç olarak değerlendirildi. Web destekli ve akran öğrenimi, bireylerin engel ve duyarlılık algılarında olumlu değişiklikler sağlamıştır. Hatırlatmalar meme kanseri erken tanı davranışlarına olan inançta anlamlı bir artışa fırsat oluşturdu.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>10-12 Yaşlarındaki Öğrencilerin Saldırganlık Eğilimi ve Etkileyen Ailesel Faktörler </title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72752</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72752</guid>
      <author>Belgin VAROLFatma ÖZ   </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Amaç: Bu araştırma 10-12 yaşlarındaki öğrencilerin saldırganlık eğilimleri ve etkileyen ailesel faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.&#13;
Yöntem: Araştırmaya, Ankara’daki bir ilköğretim okulundaki 10-12 yaşlarındaki öğrencilerin tamamı (90 öğrenci) dahil edilmiştir. Veriler “Kişisel Bilgi Formu” ve beş alt ölçeği olan “Saldırganlık Ölçeği” ile toplanmıştır.&#13;
Bulgular: Öğrencilerin saldırganlık alt ölçekleri puan ortalamaları “Saldırganlık Bunalımı” için 44.52±8.94, “Yansıtılmış Saldırganlık" için 43.07±8.12, “Kendine Yönelik Saldırganlık” için 14.29±4.12, “Prososyal Saldırganlık” için 28.50±5.18, “Antisosyal Saldırganlık" için 23.91±6.45’dir. Öğrencilerin saldırganlık alt ölçeklerinin puan ortalamaları ile ailede çocuğun kararlara katılımı, anne ve babanın çocuğa kızdıklarında verdikleri tepki, anne ve babanın birbirlerine kızdıklarında gösterdikleri tepki, anne ve babanın çocuğa ceza vermesi ve çocuğa karşı tutumu arasında istatistiksel anlamlılıkta bir fark olduğu saptanmıştır.&#13;
Sonuç: Araştırma sonucuna göre anne, baba ve çocuk iletişimini kapsayan tutum ve davranışların saldırganlıkta önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Öğrenci ve ailelerine saldırganlığı önlemeye yönelik tutum ve yaklaşımlar konusunda danışmanlık hizmetlerinin planlanması önerilmiştir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diyabetik Ayak Ülseri Olan Yaşlı Bireylerin Diyabet Yükü ve Sağlık İnançları: Kesitsel Bir Çalışma</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73773</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=73773</guid>
      <author>Adile SAVSARG. Nihal ÇÜRÜK    </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Amaç: Diyabet dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Diyabetik ayağı olan yaşlılarda diyabetin etkin yönetiminde sağlık inancının ve diyabet yükünün değerlendirilmesi önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, diyabetik ayağı olan yaşlı hastaların sağlık inançlarını ve diyabet yüklerini incelemektir.  Yöntem: Çalışma tanımlayıcı, kesitsel bir tasarıma sahiptir. Bu çalışmanın örneklemi, diyabetik ayağı olan 65 yaş ve üstü 115 hastadan oluşmaktadır. Veriler hasta tanımlama formu, Diyabet Hastalarında Sağlık İnanç Modeli Ölçegi ve Yaşlılarda Diyabet Yükü Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinda Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır.&#13;
Bulgular: Hastaların sağlık inançları pozitif (4.18 ±.51), diyabet yükü ise orta düzeydeydi (52±10.40). Diyabet hastalarında sağlık inanç modeli ölçegi ve yaşlılarda diyabetin yükü ölçeği arasında zayıf, anlamlı bir negatif korelasyon saptandı (rs =-0.227; p= 0.015). Yaşlılarda diyabet yükü ölçeği toplam puanları ile algılanan faydalar arasında anlamlı ilişki bulundu. Ayrıca semptom yükü ile algılanan faydalar, algılanan engeller, sağlıkla ilgili faaliyetler, sağlık inanç modeli ölçeği toplam puanı arasında negatif bir korelasyon vardı (p &lt; 0.01).&#13;
Sonuç: Bu çalışma, sağlık inancı düşük olanlarda diyabet yükünün daha yüksek olduğunu gösterdi. Sağlık profesyonelleri, diyabetik ayağı olan yaşlı hastaları sağlıklı yaşam tarzı davranışlarını benimsemeye yönlendirerek hastaların sağlık inancını gelişmesine katkıda bulunabilir. Böylece diyabet yükünün azalmasını sağlayabilir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İntörn Hemşirelerin Afetlere Hazır Oluşluluklarında Temel Yeterlilikler Algısının Belirlenmesi</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75013</guid>
      <author>Birgül CERİTLütfiye Nur UZUN       </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Amaç: Bu çalışma geleceğin hemşireleri olarak intörn hemşirelerin afetlere hazır oluşluluklarında temel yeterliliklerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak yapılmıştır.&#13;
Yöntem: Çalışma araştırmaya katılmaya gönüllü olan 129 katılımcı ile tamamlanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında “Kişisel Bilgi Formu” ve “Hemşirelerin Afetlere Hazır Oluşluluklarında Temel Yeterlilikler Ölçeği (HAHOTYÖ)” kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzde ortalama ve standart sapma gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır.&#13;
Bulgular: Çalışmada intörn hemşirelerin afetlere hazır oluşlulukta temel yeterlilikler toplam puan ortalaması 143.35±29.04 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin ölçek alt boyutlarına ilişkin kritik düşünme becerilerinden 11.52±3.08, özel tanılama becerilerinden 17.63±4.63, genel tanılama becerilerinden 42.89±9.13, teknik becerilerden 46.34±10.83 ve iletişim becerilerinden 24.94±6.01 puan aldıkları belirlenmiştir.&#13;
Sonuç: Araştırma sonucunda intörn hemşirelerin afetlere hazıroluşlulukta temel yeterliliklerinin ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin konuya ilişkin yetkinliklerini artırmak için hemşirelik eğitim programında gerekli düzenlemelerin yapılması önerilebilir. &#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hipertansiyon Tanısı Alan Bireylerin Sağlık Okuryazarlığı ve İlaç Uyumu Öz Yeterlilik Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74072</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74072</guid>
      <author>İsmihan KARAKUŞ ÖZENFatma ERSİN   </author>
      <description>Hipertansiyon önemli bir halk sağlığı sorunudur. Tedavisinde bireylerin sağlık okuryazarlığı ve ilaç uyumu öz yeterlilik düzeyleri oldukça önemlidir. Tedaviye uyum önemlidir çünkü hastanın hipertansiyon tanısı almasıyla yaşam boyu sürecek bir tedavi süreci başlar. Çalışmanın amacı hipertansiyon tanısı olan bireylerin sağlık okuryazarlığı ile ilaca uyum öz etkililik durumlarını incelemektir. Araştırma tanımlayıcı tiptedir. Araştırmanın örneklemini hipertansiyon tanısı alan 219 birey oluşturmuştur. Araştırmanın verilerinin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği ve İlaç Uyum Öz-Yeterlilik Ölçeği-Kısa Formu kullanılmıştır. Veriler bağımsız gruplarda t-testi, Mann Whitney U Testi, Kruskall Wallis Analizi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bireylerin %22.8'inin kadın, %99.1'inin evli, %24.2'sinin bir işte çalıştığı, %73.1'inin okur-yazar olduğu belirlenmiştir. Sağlık okuryazarlığı ölçeği puan ortalaması 73.55±9.52 olarak bulunmuştur. Ayrıca İlaç Uyum Öz Yeterlilik Ölçeği-Kısa Form puan ortalaması 41.07±8.84 olarak belirlenmiştir. Bireylerin sağlık okuryazarlığı ve ilaca uyum öz-yeterlilik düzeylerinin arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kimsesiz Bebek 1: Yıkıntıların Arasında Kaybolan Minik Bir Hayatın Ailesiyle Yeniden Buluşması </title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72896</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72896</guid>
      <author>islam ELAGÖZAynur KOYUNCU   ,Sema Serpil KILINÇ   </author>
      <description>Doğal afetler sadece fiziksel yıkımla sınırlı kalmaz; toplulukların sosyal ve psikolojik dokusunu derinden değiştirirler. Özellikle bu tür felaketlerin ardından bireyleri tanımlama ve aileleri birleştirme yeteneği son derece önemlidir. Tıbbi geçmişlerin ve kayıtların kritik rolü bu senaryolarda daha da belirginleşir. Bu çalışma, Gaziantep'teki bir depremin ardından bulunan altı aylık bir bebeğin durumunu sunmaktadır. Bebek fizyolojik bir sıkıntı belirtisi göstermemesine rağmen, böbrek bölgesinde bulunan bir stent yakın zamanda gerçekleştirilmiş bir nefrolitiazis prosedürüne işaret etmektedir. Bebeğin ailesini tanımlamada başlangıçta zorluklar yaşandı; ancak detaylı klinik geçmiş, ailenin yeniden birleşmesi için kilit bir araç haline geldi. Tıbbi geçmişler ve kayıtlar doğal afetler sırasında vazgeçilmez bir role sahiptir. Önemleri, sağlık profesyonelleri ile sosyal hizmetler arasındaki etkileşimle birleştiğinde, afet sonrası travma yönetimi, aile birleşmeleri ve genel iyileşme üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir. Etkili afet yanıtı ve iyileşme için entegre ve multidisipliner yaklaşımlar esastır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ameliyat Sonrası Bulantı Kusma Yönetiminde Alternatif ve Tamamlayıcı Tedavilerin İncelenmesi</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71265</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71265</guid>
      <author>Nigar AK TÜRKİŞNurten TAŞDEMİR  ,Dilek YILDIRIM TANK  </author>
      <description>ÖZET&#13;
Amaç: Ameliyat sonrası bulantı ve kusma yönetiminde alternatif ve tamamlayıcı tedavileri içeren çalışmaların incelenmesidir.&#13;
Yöntemler: Bu sistematik derlemede Pubmed, Google Scholar, Siencedirect arama motorlarında yer alan ameliyat sonrası bulantı kusma yönetiminde alternatif ve tamamlayıcı tedavi yöntemlerini içeren makaleler incelenmiştir. “Postoperatif mide bulantısı ve kusma”, “tamamlayıcı terapiler”, “hemşirelik bakımı” anahtar kelimeleri kullanarak 2017-2022 yılları arasında yayınlanmış, araştırmaya dahil edilme kriterlerine uygun 32 makale araştırma kapsamına alınmıştır.&#13;
Bulgular: Ameliyat sonrası bulantı kusma için kullanılan alternatif ve tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden % 46.8’i aromaterapi uygulamaları, %31.2’i akupunktur yöntemleri, %9.3’ü müzik terapi, %6.2’si sakız çiğneme, %3.1’,i masaj ve %3,1’i hipnoz uygulamaları olarak bulunmuştur. Çalışmaların çoğunluğunda “Görsel Analog Bulantı-Kusma Skalası” kullanılmıştır.&#13;
Sonuç: Randomize kontrollü klinik çalışmalarda aromaterapi ve akapunktur uygulamalarının ameliyat sonrası dönemde görülebilecek bulantı-kusma gibi komplikasyonları önlemede etkili olduğu söylenebilir. Ancak hipnoz, müzik terapi, masaj, sakız çiğneme gibi yöntemler konusunda kanıt düzeyi yüksek daha çok çalışmaya ihtiyaç olduğu sonucuna varıldı. Alternatif ve tamamlayıcı tedavi yöntemleri hem tek başlarına hem de antiemetik tedavi ile birleştirerek, ameliyat sonrası dönemde bulantı ve kusmayı azaltabilir.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı Olan Bireylerde Yoganın Fiziksel Aktivite, Depresyon, Anksiyete ve Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisi: Bir Literatür Derlemesi</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71459</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71459</guid>
      <author>Selman ÇELİK Sıdıka OĞUZ     </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
KOAH dünya genelinde yüksek morbidite ve mortalite oranına sahip, tedavi ve yönetiminin yapılması toplum açısından önem taşıyan bir akciğer sorunudur.  Bu nedenle stabil KOAH tedavisine ek olarak alternatif tedavilere başvurulmaktadır. Nefes egzersizleri ve esneme hareketlerinin birlikte yapıldığı bir uygulama olan yoga son yıllarda KOAH gibi birçok kronik hastalıkların tedavisinde uygulanmakta ve araştırmalara konu olmaktadır. Bu çalışmada incelenen literatürün sonucu, KOAH hastalarında yoga egzersizlerinin, bedenin kan dolaşımını ve oksijenlenme ihtiyaçlarını arttırmasıyla fiziksel gücünün, fonksiyonel performansın ve aktivite toleransının arttırdığı belirlendi. Ayrıca yoganın derin nefes, esneme ve meditasyon uygulamaları nedeniyle hastaların rahatladığı, depresyon, kaygı ve stresinin azaltıldığı belirlendi. Yoga uygulamaları sonucunda tüm bu olumlu gelişmelerin ve yoga sayesinde bireyin öz farkındalığının artmasıyla yaşam kalitesinin de arttığı belirlendi.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bütüncül Perspektifte Reiki ve Hemşirelik: Bir Literatür Derlemesi</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71497</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71497</guid>
      <author>Fatma Gönül BURKEV</author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Günümüzde Reiki her kesimden insanın farklı bakış açısı ile benimsediği bütüncül enerji temelli uygulamalardan biri olarak kullanımı yaygınlaşmaktadır. Reiki bireyin bedensel, zihinsel ve ruhsal dengesini düzenlemek amacıyla her zaman uygulanabilen iyileştirme yöntemidir. Reiki Japonya’da yüzyıllar öncesinde Tibet’te uygulanmaya başlanmış, Hawaya Takata tarafından Amerika üzerinden New Age hareketiyle birlikte kendi kuramıyla birleştirilerek Dünya’ya yaygın olarak kullanılmıştır. Reiki uygulaması yapan kişilerin üç aşamalı bir eğitimden geçmeleri, doğuştan gelen bir şifa yeteneğinin olması ve uyumlama süreci gereklidir. Reiki kendi kendine, başkalarına, grup olarak hayvan ve bitkiler gibi diğer canlılara uygulanabilmektedir. Bu derlemede amaç bütüncül perspektifte reiki uygulamasının değerlendirilmesidir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nursing Care For a Patient with Left Ventricular Assist Device According to The Roy Adaptation Model</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74741</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74741</guid>
      <author>Tuğçe ÇAMLICAGamze ATAMAN YILDIZ    ,Kübra DEMİR    ,Hayat YALIN    ,Fatma ETİ ASLAN    </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Özet: Kalp yetmezliği, hastaları birçok yönden etkileyen önemli kronik bir hastalıktır. Bu hastaların, sol ventrikül destek cihazına sahip olmaları, onların yeni bir yaşam biçimine uyum sağlamalarını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu süreçte, bütüncül ve bireyselleştirilmiş bir hemşirelik bakımı daha da önemli hale gelmektedir. Bakım sürecinde modellerin kullanılması, hemşirelerin hastalara nitelikli bakım verebilmelerinde etkili olmaktadır. Bu modellerden biri olan Roy Adaptasyon Modeli’ne göre hemşireler; hastaların sürece uyumlarını sağlamayı ve uyumsuz davranışlarını azaltmayı amaçlamaktadır. Sol ventrikül destek cihazı olan hastalar birçok farklı durumla karşılaşmakta ve bu durumlara uyum sağlamak zorunda kalmaktadır. Hastaların uyum sürecinin bütüncül bir açıdan ele alınması ve geliştirilmesi son derece önemlidir. Bu nedenle sol ventrikül destek cihazına sahip olan hastaların Roy Adaptasyon Modeli’ne göre değerlendirilmesinin doğru olacağı düşünülmektedir. Bu olgu sunumunda, kalp yetmezliği tanısı ve sol ventrikül destek cihazına sahip olan bir hastaya ait veriler ve bakım süreci, Roy Adaptasyon Modeli doğrultusunda ele alınacaktır.&#13;
 &#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hemşirelik Esasları Dersi Klinik Uygulamasında Hazırlanan Bakım Planlarının Uluslararası Sınıflandırma Sistemlerine Göre Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://llnursing.com/?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=74009</guid>
      <author>Nursemin ÜNALDercan GENÇBAŞ    ,Bilge Dilek SOYASLAN    ,Gamze ALINCAK    ,Günay ÖGE    ,Merve ÇAKICI    </author>
      <description>&lt;table&gt;&#13;
&lt;tbody&gt;&#13;
&lt;tr&gt;&#13;
&lt;td&gt;&#13;
Amaç: Hemşirelik sınıflandırma sistemleri, hemşirelik bakımını görünür kılmakta ve hemşireler arasında tutarlı ve evrensel bir dil sağlamaktadır. Bu çalışmanın amacı Hemşirelik Esasları dersinin klinik uygulamasında öğrencilerin hazırladıkları bakım planlarını uluslararası sınıflama sistemlerine göre incelemektir.&#13;
Yöntem: Bu tanımlayıcı çalışma retrospektif olarak yürütülmüştür.&#13;
Bulgular: Öğrenciler toplam 42 farklı North American Nursing Diagnosis Association-I tanısı koymuş ve en sık konulan tanı enfeksiyon riski olmuştur (n=40). Tanıların hangi Fonksiyonel Sağlık Örüntüleri Modeli'ne ait olduğu değerlendirilmiş ve en sık (n=93) beslenme/metabolik örüntü tanılarının yer aldığı belirlenmiştir. Hemşirelik süreci adımlarına uygun hazırlanan 143 bakım planında toplam 375 hemşirelik girişimi belirlenmiş ve en sık uygulanan girişim (n=30) ilaç yönetimi (2380) olmuştur. Öğrenciler çoğunlukla fizyolojik değerlendirme süreçlerini kullanmışlardır.&#13;
Sonuç: Hemşirelik bakım planlarında standart terminolojinin kullanılması bütüncül hasta bakımının sürdürülmesine katkı sağlayabilir.&#13;
&lt;/td&gt;&#13;
&lt;/tr&gt;&#13;
&lt;/tbody&gt;&#13;
&lt;/table&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


